Mehmet Gedikozer

Dostlarla yuzyuze olmasa da sohbet etmek iyi birsey olsa gerek. Siirlerimizle, makalelerimizle, hikayelerimizle, fikralarimizla, dertlerimizle, sevinclerimizle gelin bir araya gelelim.

Fotoğrafım
Ad:
Konum: Ankara, Türkiye

1949 yilinda Ankara'da dogdum, aslen Arapgir'liyim. AITIA'yi bitirdikten sonra Emlak Bankasi mufettislik ve mudurlugunden 2001 yilinda emekli oldum. 1991 yilinda, Turkiye Infertilite Vakfi'ni Prof. Dr. Mulazim Yildirim ile birlikte kurdum. 1996 yilinda Anadolu Denizcilik Kulubu'nun kuruculari arasinda ve yonetim kurulunda yer aldim. 2000 yilinda koyumun ve koylumun kalkinmasi icin Ormansirti Koyu Kalkindirma Dernegi'ni kurdum. Koylulerimi kaynastirmak icin geceler duzenledim, bultenler cikardim, bultenlerde yazi ve hikayeler yayinladim.

22 Ocak 2008

HANİ, SUSUZ KÖY KALMAYACAKTI ?


Bundan 5 sene önce Ankara’da ziyaretine gittiğim köyden yeni gelmiş bir hemşehrimin anlattığı “köyde ufak bir yangın çıktığını ve tüm köylünün bunu duyar duymaz evlerindeki içme ve kullanma sularını testi ve bidonlarla ateşe dökmelerini” TESTİ KIRILMADAN başlıklı yazı ile Bültenimizde yazmış ve geç olmadan soruna bir çözüm bulunmasını istemiştim. Bu konuda Ankara’da görüştüğüm yetkililer bizzat Başbakanın susuz, elektriksiz ve yolsuz hiçbir köy kalmasın talimatını verdiğini; bunun içinde kendileri ellerinden geleni yapacaklarını belirttiler.
Yıllardan beri su sıkıntısı çeken Ormansırtı Köyü’nün sıkıntısının giderilmesi için yetkili makamlar ellerinden geleni yapmaya çalışmışlarsa da su kaynağının bir başka il ve kasaba sınırları içinde olması ve o il yetkililerinin de kendi yörelerini kollaması sonucu sorun çözülememiştir. Hele bir de buna Ormansırtı Köyünde içme suyu olarak kullanılacak olan bu suyun, diğer köylerde sulama suyu olarak kullanmak için suyun borusunun çeşitli yollarla sabote edilmesi köyler arasında bir çok olaylarda çıkartmıştır.

Neyse ki 2006 yılında Ormansırtı Köyünün su sıkıntısını gidermek ve diğer köylerle arasındaki anlaşmazlığı çözmek için suyun çıktığı kaynak köy olan Kekik Pınarı’ndan su ayırım noktasına kadar olan 12900 mt.lik bölümün ayrı bir boru ile getirilmesi ihale edilmişse de aşağı köylerin kışkırtması nedeniyle kaynak köy yollarının bozulacağı bahanesini ileri sürmüş ve patlakların yapılması halinde Ormansırtı Köyüne su akacağını belirterek, müteahhidin çalışmasına engel olmuştur. Konuyu Ankara’da siyasi makamlara ile duyurmamız ve onlarında Malatya Valisi ile görüşmesi üzerine bizzat Vali Yardımcısı ve Köydes Başkan Vekili Ali Kazgan başkanlığında Arapgir ve Kemaliye Kaymakamları ile birlikte 5 köy muhtarı ve ben Kekik Pınarı Köyünde bir araya gelerek konuyu tartıştık. Tartışma sonunda sorun masaya yatırıldı ve çözüm olarak da;
- Su hattındaki patlakların onarılması ,
- Su çatına ayarlı bir vana konulması (orifiks)
- Vana yerine beton ve demir kapılı bir korugan yapılarak anahtarının Arapgir ile Kemaliye Kaymakamlıklarında bulundurulması.Bir arıza durumunda her iki kaymakamlıktaki teknik elemanların huzurunda arızanın giderilmesi,(aşağı köylerce yapılması muhtemel kötü niyetli olayların önlenmesini teminen)
- Yukarıda belirtilen hususların Kemaliye Kaymakamlığınca yapılmasından sonra da su çatından Ormansırtı Köyüne su götürülmesi işinin Malatya Özel İdaresince yapılacağı orada bulunan taraflarca (ben dahil) bir protokol yapılarak 30.05.2007 tarihinde imzalanmıştır.




Malatya Özel İdaresi ve Köydes yetkilileri ise gerekli incelemeleri ve ellerinden geleni yapmışlarsa da nedendir bilinmez bu su bu güne kadar akıtılamamıştır. Yok vana patlamış,yok 150 mt.lik boru Polietilen boru ile değiştirilmiş, yok su son vanadan (tahliyeden) sonra tepeyi aşmamış, yok boru tıkanmış, yok kotlar hatalı hesaplanmış ve en tepe yeri 12 mt. daha aşağı indirilmemiş gibi bahanelerle bu güne gelinmiştir.
Bu gün Ankara’da125 km uzaklıktaki Kızılırmak suyu ile İstanbul’a 200 km uzaklıktaki Melen Çayı bu illere 2 mt çaplı borularla getiriliyor ama benim köyüme 1.5 parmak bir boru ile su getirilemiyor. Ormansırtı Köyü bir başka ülke toprağında değildir. O su da Kemaliye Köylerinin olduğu kadar Ormansırtı Köyününde hakkı vardır. Kaldı ki Başka ülkelerin de bizim hudutlarımız içerisinden çıkan Fırat ve Diçle nehirlerimiz için bırakılacak su konusunda uluslararasına taşınan bir talepleri vardır.
Ben şahsen su kaynağının başka bir mülki amirlik içinde olması nedeniyle problem oluyor bahanesini hiçbir şekilde kabul etmediğim gibi bu ifadeyi çok tehlikeli buluyorum.
Son aldığım duyumlara göre Malatya Valiliği bu kez işi sıkı tutmuş, gerekli incelemeleri başlatıp talimatlar vermiş ve yerel TV kanalları konuyu irdelemişler. Basınımızın bu konuya el atması yerinde bir olaydır. Zira olayları geniş kitlelerin duymasını sağlayan en etkili kurumlardır. Sanırım olay ve haber yalnız yerel basında değil ulusal basında da yer alacaktır. Ormansırtı ve benzeri Köylerin sorunları ancak bu türlü geniş kitlelere duyurularak çözülebilir. Bu konu da en büyük görev önce yerel görevlilere, sivil toplum örgütlerine ve mülki ve idari yetkililere düşmekte ve başarılı olunmadığı takdirde ise basına düşmektedir.

MİRAN ÇAYI ARAPGİR'İ İLGİLENDİRMİYOR MU?


Erzincan ile Malatya’yı; Kemaliye ile Arapgir’i ayıran Miran Çayı ile ilgili olarak Kemaliye’liler ayakta. Konu ise, Miran çayı yakınlarında bulunan bir maden ocağının çıkardığı madenleri çay suyu ile yıkayarak çayın kirletilmesi. Bu konuya ben önce Ormansırtı Köyü Muhtarımız Kemal Sönmez aracılığı ile öğrendim. Kendisi dahil 8 köy muhtarı ile birlikte Kemaliye Kaymakamlığına, çayın kirletilmemesi amacıyla gerekli önlemlerin alınmasını yazılı olarak istemişler. Arapgir Kaymakamlığı maden ocağının Kemaliye hudutları içinde olması nedeniyle bir şey yapamamış ancak Kemaliye Kaymakamlığı ise, “Hele bir çay kirlensin de o zaman gereğini yaparız” gibi bir devletin vermemesi gereken cevabı vermiştir. Bu konuda sivil toplum örgütlerine randevu vermeyen ve hiçbir işlem yapmayan kaymakam daha sonra yapılan şikayetler sonucunda Kemaliye’den alınmıştır.
Miran çayının bu yakası Malatya dolayısıyla da Arapgir’e aittir. Yani çay kirlenirse Malatya ve dolayısıyla Arapgir ve köyleri de etkilenecektir. Kaldı ki memurluk yaptığım dönemden kalan bir hususta memurların memuriyetleri sırasında saptadıkları yasal olmayan işlemleri ilgili makamlara bildirmek zorunda olduklarıdır. Burada da, Miran çayını kirleteceği gün gibi belli olan maden ocağının çayda maden yıkamasının Valilik aracılığı ile Çevre ve Orman Bakanlığına bildirilmesi için Arapgir Kaymakamlığı’nın Kemaliye Kaymakamlığı ile koordineli çalışması veya bizzat gerekli girişimde bulunması gereklidir.
Yine Arapgir Postası’nın 21 Eylül 2007 tarihli nüshasında Sayın Ayhan ÖZİNAL’ın “Su rahmet ve nimet değil mi?” başlığı altında Berenge Deresinin kanalizasyon gibi kullanılarak lağım ve tuvalet sularının buralara akıtılması ile
Sahip olduğumuz bu nimetleri elimizle yok ediyoruz. Bu konuda Arapgir Kaymakamlığı ile Belediye’sinin ne gibi bir önlem aldığını da merak ediyorum.
Nitekim bu konuda o tarihten bu yana da gerek Arapgir Postası ve gerekse Kaymakamlık ve Belediye’den en ufak bir açıklama göremedim. Kemaliye’de yayınlanan Dut Ağacı adlı yerel gazete Miran Çayındaki konuyu yaklaşık 2 aydır devamlı olarak gündemde tutmakta ve sivil Toplum Örgütlerine destek çıkmaktadır. Ben aynı konuyu Arapgir Postasından, Kaymakamlık ve Belediye ile Arapgir’li Sivil Toplum Örgütlerinden beklemekteyim.

Hele hele yıllardır büyük ölçüde içme suyu problemi yaşayan Ormansırtı Köyü sınırları içinde bulunan Miran Çayı’nın kenarındaki Çit Köyü’nün bahar aylarında Kanalizasyonunu çaya vermesi ve bu suyu ilerde içme suyu olarak kullanabilecek ve sebzelerini sulayacak köye dolayısıyla da doğaya yapılan en büyük katliamdır. Bu konuda da ilgili ve yetkili makamlara konuyu ihbar ediyorum.