ARAP ALFABESİ ÜZERİNE
2005 yılında kızımın yanına Seattle’ye gittim. Orada televizyon seyrederken gördüğüm bir belgesel dikkatimi çekti. Kızımdan bana konuşmaları tercüme etmesini istedim. O da bana tabiri caiz ise anında tercüme ederek konuşmaları aktardı. Filmde, bir araştırmacı, Seattle’nin batı kıyılarında denizden yaklaşık 10 km içerde ve herhalde 25 metre yükseklikteki bir toprakta bulduğu deniz canlıları fosillerini kameraya göstererek çok yıllar önceden gelen bir kızılderi efsanesindeki deniz sularının kabarmasından bahsederek bunun bir tusunami olması olasılığının araştırdığını belirtti. ABD (Waşington eyaleti) devlet kayıtlarında o zamana ait bir kayıt olmaması nedeniyle bir belge bulamadığını ancak, bu tusunaminin Pasifik okyanusunda olması nedeniyle karşı kıyıya da etkili olabileceğini sandığını ve karşı kıyıda da Japonya’nın olduğunu belirterek konunun oradan da araştırılması gerektiğini söyledi. Bunun içinde Japonya’daki bir üniversitenin öğretim görevlisi ile görüşerek konunun eldeki bulgularla incelenmesini istedi. Japon bilim adamı da devlet arşivlerine giderek 1600 lü yıllara ait bir belgede deniz kabarmasında bahsedildiğini bulup belgeyi Amerikalı meslektaşına gönderdi.
E peki ne var bunda derseniz, haklısınız haklısınız ama ben elimdeki babama ait, eski yazı ile yazılmış bir tapunun nereye ait olduğunu bilemiyor isem orada biraz düşünmem gerekiyor. Çok değil 80 yıl öncesinin belgesini ben anlayamıyorsam bir çok kişide anlayamaz diyorum.
Tabi bunun için benim arap alfabesini bilmem gerekiyor. Osmanlıca demiyorum. Zira Osmanlıca yıllardır konuştuğumuz dil. Ama yazı farklı. Dolayısıyla sözle anlaştığım kişi ile yazılı olarak anlaşamıyorum. Eh söz uçar belge kalır misali benim belgeyi de okumam için arap alfabesini bilmem gerekir sözümü konuştuğum aydın bir ilahiyat mezunu arkadaşım;”Yani dedi bunu ben söylesem yanlış anlaşılır ama sen söylüyorsan dedi üzerinde düşünmek gerekir.”
Kimse kendi tarihini inkar etmemeli. Değil 80 sene 300 sene önceki yazılı belgeleri de rahatlıkla okuyup anlamalı ve değerlendirmeli. Ermeni Soykırımı deniliyor. Oysa büyüklerimizden duyduğumuz kadarıyla asıl soykırımını Ermeniler yapmış. Bu o zamanki belgelerde de var. Ama bir çok kişi arap alfabesini bilmediği için bu belgeleri inceleyip bir araştırma yapamıyor. Yapanlar da bu konuda yetersiz kalıyor kanısındayım.
Şimdi düşünüyorum da dünyada herhalde bizden başka bir ülke yoktur ki 100 yıl öncesinin belgelerini okuyamasın. Sakın bu anlattıklarımla benim harf devrimine karşı olduğum sanılmasın. Atatürk’ün yaptığı tüm devrimlerin sonuna kadar arkasındayım. Dileğim, Almanca, İngilizce, Fransızca hatta İspanyolca dillerinin önemi kadar, Arapça demiyorum ama arap alfabesinin de kendi geçmişimizi tanımamız için çok önemli olduğunun bilinmesidir.
O zaman kendi ozanlarımızın, yazarlarımızın, tarihimizin, kültürümüzün ve belgelerimizin daha iyi anlaşılır olması mümkün olacaktır. Bunun içinde okullarda arap alfabesinin hiç olmazsa seçmeli ders olarak okutulmasında şahsen ben yarar görmekteyim. Bu görüşümde de bir takım dinci görüşlerin hiçbir etkisinin olmadığı da bilinmelidir.


<< Home