Mehmet Gedikozer

Dostlarla yuzyuze olmasa da sohbet etmek iyi birsey olsa gerek. Siirlerimizle, makalelerimizle, hikayelerimizle, fikralarimizla, dertlerimizle, sevinclerimizle gelin bir araya gelelim.

Fotoğrafım
Ad:
Konum: Ankara, Türkiye

1949 yilinda Ankara'da dogdum, aslen Arapgir'liyim. AITIA'yi bitirdikten sonra Emlak Bankasi mufettislik ve mudurlugunden 2001 yilinda emekli oldum. 1991 yilinda, Turkiye Infertilite Vakfi'ni Prof. Dr. Mulazim Yildirim ile birlikte kurdum. 1996 yilinda Anadolu Denizcilik Kulubu'nun kuruculari arasinda ve yonetim kurulunda yer aldim. 2000 yilinda koyumun ve koylumun kalkinmasi icin Ormansirti Koyu Kalkindirma Dernegi'ni kurdum. Koylulerimi kaynastirmak icin geceler duzenledim, bultenler cikardim, bultenlerde yazi ve hikayeler yayinladim.

09 Kasım 2005

DELİ DUMRUL

Hani, hepimizin bildigi bir DEDE KORKUT hikayesi vardir. Oguz İlinde bir kuru dere üzerindeki köprüde Deli Dumrul namında bir eşkiya varmış. Köprüden geçenlerden 5 akce, geçmek istemiyenlerden de döve döve 15 akçe alırmıs ya. Işte bu hikaye gibi büyük şehirlerdeki tüm cadde ve sokaklar, park yeri mafyası tarafından paylaşılmış oralarda park etmek isteyen araba sahipleri haraca bağlanmış, park parası vermeyenler ise dövülmüş ve arabalari çizilmiştir. İşin daha da vahimi bunlar polisin gözü önünde bu faaliyetlerini sürdürmekte ve polise şikayet ettiğinizde polisin ve karakolun umursamaz tavrı insanı çileden çıkartmaktadır.
Daha geçenlerde bayramin 3.günü Numune Hastanesi Acil Servisine kaldırdığımız Kayınpedere gitmek için Hastanenin yan sokağına parkedip arabadan inmeden yanımda biten biri "Gecmis Olsun Abi" dedikten sonra "Park parasını rica edeyim" dedi. Ben "Ne park parası" dediğimde "Peşin alıyoruz" dedi. Durumu bildigimden "Peki makbuz veriyor musun?" diye sordugumda da, olumsuz cevap almam uzerine "Sen kimsin ki burada harac alır gibi para alıyorsun " diyerek çıkışmam üzerine önce bir diklenir gibi olduysa da yanında bulunan diğer arkadaşları artık beni bir seye benzettiklerinde mi yoksa beyaz saclarım nedeniyle ihtiyar bir adama acıdıklarında mı bilemem araya girip beni ve arkadaslarını güya ayırdılar. Tabi ben sinirlerim bozuk bir halde Acil Servise gittim ve orada bulunan polise durumu anlatarak, mümkünse oranin bağli oldugu karakola durumu ileterek o kişilerin yakalanmasını istedim. Kendisi de hemen hergün ayıi durumun oldugunu burada bir mafya oluştuğunu ve bir çok darp olayının olduğunu belirtti. Kendilerine benim gibi kisilerden bir çok şikayet geldigini ancak polis geldiginde ise sikayetçinin bulunmadıgını da ilave etti. Ben acilde yatan hastami göstererek hiç bir yere gitmeyecegimi ve hastamın başında olup gelen polislere sikayetimi imzalayacagımı söyledim. Nitekim yaklasık bir saat sonra yanıma gelen hastane polisi, durumu karakola ilettigini, karakoldan ise benim karakola giderek orada yazılı şikayette bulunup dilekcemi imzalamam gerektini söyleyince kafamın tası attı; "Ne yani dedim. Şimdi ben komadaki hastamı bırakacağım ve karakola gidip sikayet dilekcesini mi imzalayacagim. Ben burada durumu Size anlatiyorum, siz beni ve buradaki mafyayi gözünüzle görüyorsunuz. Karakoldaki Bey ise beni oraya çağırıyor. Böyle saçma sey olmaz. Yıllar önce rahmetli agabeyim Hastanede yatarken başucunda bekleyen yengemin gece yarısından sonra 3-5 dakikalıgına tuvalete gidip geldiginde cep telefonunun çalınmasi üzerine güvenliğe haber verip kapılari tutturması sonucu yakalanan hırsızın aldıgı cep telefonunun iadesi ve tutanagin imzalanması için yine aynı karakol olan Solmaz Kılıçtepe karakoluna gecenin o saatinde götürülmek istenmesi yengemin de komadaki abimi birakmak istememesi üzerine telefonu kendisine verilmemiş ancak ögleye dogru hastaneye gelen çocuklarini abimin yanında bırakarak karakola gidip telefonunu alabilmisti.
Simdi polisin bu tutumu ve mahkemelerimizin yası küçük olan suç üstü yakalanmiş ve onlarca sabıkası bulunan çocuklari hemen serbest bırakması bence bu kişileri ve bunların arkasındaki kişileri suça teşvik etmektedir. Nitekim bu durumu gören bir çok kişi de güneydogu illerimizden yaşı küçük çocuk getirtip suça zorlamaktadır.
Bu gün bir park mafyasi, bir işporta mafyası, bir kapkaç mafyasi hatta kan davalarının bile küçük çocuklara yaptırttılması veya üstlendirilmesinin nedeni budur.
Gec işleyen alacak davaları ise bir tahsilat mafyasini doğurmuştur. Nerede bir boşluk ve aksama varsa bilin ki oradaki boşlugu mafya doldurmaktadır.
Düzenli, dürüst ve hızlı işleyen bir hukuk, mafyayi ortadan kaldırır. Aksi oldugunda ise maalesef mafya, hukuku ortadan kaldırmaktadır.

Basbar bağiriyoruz. "PKK nin yuvalandigı Kuzey Irak'a girelim ama ABD bize izin vermiyor" diyoruz. Yahu Sen Istanbul, Ankara gibi şehirlerinde bile sokaklarını kapkaç çetelerine, otopark mafyasına, Uyuşturucu çetelerine kaptırmışsın oraları kurtaramıyorsun, Türkiye içindeki şehir, kasaba ve dağlarındaki eşkiyayı önleyemiyorsun nerede kaldı Kuzey Irak'taki PKK yı yokedeceksin. Sen Tunceli daglarindaki ve şehirdeki eskiyayı yakalarsan dışarıdaki eşkiya zaten içeri gelmeye cesaret edemez. Içerdeki de ayagını denk alır ve devletine bayragına biad eder.

Sözün özü; bir çivi bir nalı düşürür, düşen nal atın yürüyüşünü atın aksamasi suvari alayının düzenini bozar. Düzeni bozulan alay ise orduyu bozar; misali bir basit sucun cezasiz kalmasi, hukukun işlememesi sahsi menfaatların kamu menfaatinin önüne geçmesi, seçilenlerin bazılarının adi veya yüz kızartıcı suçlarda bile dokunulmazlık zırhına bürünmesi tüm yukarıda belirttiklerimizin bir sonucu olmaktadır ki; kanımızca bu teşhisimiz Sayın Başbakanımızın Fransa'daki olayları "Türban'a bağlamasindan" daha gercekçi bir teshistir.